Kıymetli kardeşlerim öncelikle muhatabı bulunduğumuz İstanbul depremi sebebiyle geçmiş olsun dileklerimi iletmek istiyorum. Kardeşlerim ancak bilmemiz gerekir ki; yaşadığımız her şey bir sebebe muhtaçtır.
Doğal afet dediğimiz hadise doğanın, kainatın ve dahi sonsuz evrenin yaratıcısı olan Yaratıcının izni, rızası dışında gerçekleşmiş olabileceği düşünülemez, bilakis Rabb-ul Alemin tarafından onun izni ile icra olunur. Öncelikle bunu bilelim. Peki Rabb-ul Alemin yani yerin ve arşın sahibi Allah keyfe keder mi yaratılmışların en şereflisi olan insanı doğal afetlere, musibet ve belalara muhatap kılar? Hâşâ! Tabi ki hayır. İçerisinde bulunduğumuz 21. yüzyılın insanlık namına en bedbaht, en acımasız, en duygusuz ve en müsrif sahnelerine şahitlik ediyoruz. İslam coğrafyalarında ve hasılı Türkiyemizde Allah’ın şeriatına aykırı ne var ise toplumumuz maalesef kendisine Şiyar edinmiş ve akla zarar bir şekilde, duygusuz, düşüncesiz heva ve hevesat ile kendisine şah damarından daha yakın olan ecelin varlığına rağmen, ebedi hayatını mahvetmek suretiyle ölümsüzcesine bir yaşam sürmekte. Bu ahval insanlığın nefsine istek ve arzusuna kısa süreli fayda sağlıyor gibi görünse de uzun vadede zarardır. Allah’ın Şeriatine aykırı hareket Edip, kulaklarını tıkamak,bir toplumun ebedi hayatını mah edeceği gibi geçici istirahatgahı olan dünyasını da mah edecek günün sonunda bedbaht ve müsrif bir son kaçınılmaz olacaktır. Birkaç saniyeliğine bir zelzele ile sarsılmamızın akabinde, nasıl kaygılandık? Nasıl korktuk? Sevdiklerimiz ve çocuklarımız için nasıl endişelendik? Gecesinde uyuyamadık değil mi?Bizim şu an için hissettiğimiz bu endişe korku vs. Filistin de İsrail siyonizmi tarafından müslümanın namusu himayesi olan Filistin’li kardeşlerimize, kadınlara, çocuklara uygulanan katliamın fragmanı bile sayılamaz. Onlar dünyanın yani bizlerin gözleri önünde iliklerine kadar bu korkuyla yaşıyor ve canları pahasına o acıyı çekerek katlediliyorlar. Bu hunharca katliamlara rağmen küfre Karşı İslamın namusu ve ırzı uğruna mücadele ediyorlar, Şahadete koşuyorlar. Düşündünüz mü? Demeyeceğim. Umud ediyorum düşünürsünüz; Acaba Rabbim bu duyguları bize yaşatarak özümüze dönmemize, Allah’ın şeriatına dört elle sarılmamıza, yaratılışımız gereğince şerefli bir hayatı benimseyip ıstırap içerisinde katedilen kardeşlerimizi anlamamızı onlar için bir şeyler yapmamızı mı istiyor? Nitekim; Allah azze ve celle ayet-i kerimesinde buyuruyor ki:
“Allah’a ve Peygambere itaat edenler, Allah’tan korkup buyruklarını çiğnemekten kaçınanlar var ya, işte kurtuluşa erenler onlardır.” (Nur, 52)
Saygı ve muhabbetlerimle.
“Allah’a ve Peygambere itaat edenler, Allah’tan korkup buyruklarını çiğnemekten kaçınanlar var ya, işte kurtuluşa erenler onlardır.” (Nur, 52)
Saygı ve muhabbetlerimle.
Araştırmacı/Yazar
Memet Raşit KILIÇ…