0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Şehri ve yaşamsal alanımızı dert edenler, bilmek ve anlamak isteyenler…
Olan biten ile ilgili konuşmak isteyenler, dertlendiklerini, isteklerini, sevinçlerini paylaşmak isteyenler.
Allah nasip ederse bundan böyle Sultangazi Haber Portalında birlikte olacağız.
Bugün kavramsal ve köken olarak şehiri konuşacağız.

Şehri ve yaşamsal alanımızı dert edenler, bilmek ve anlamak isteyenler…
Olan biten ile ilgili konuşmak isteyenler, dertlendiklerini, isteklerini, sevinçlerini paylaşmak isteyenler. 
Allah nasip ederse bundan böyle Sultangazi Haber Portalında birlikte olacağız.
Bugün kavramsal ve köken olarak şehiri konuşacağız.

Şehirin kavramsal olarak değerlendirmelerine bakıldığında yaşamsal alanımızı çevreleyen ve içine alan bir organizasyon olarak,
insanın kendi hayatını düzenlemek için ortaya koyduğu en kapsamlı fiziki üründür.
Aynı zamanda şehir, toplumsal yaşamı, insanlar arası ilişkileri şekillendiren,
bunu yaparken de insanlar arası mesafeleri en aza indiren, ilişkilerin en fazla yoğunluk kazandığı mekândır.

Şehir kürsüsünde genel olarak şehri, şehire dair dünü, bugünü ve güncel meseleleri tartışacağız.
Ancak ilkyazımızda belirtmek isterim ki; kent ve şehir ayrımını şimdiden yapalım.
Güncel meselelerimizde hiç değinmeyeceğimiz bu konuyu ilk günden izah etmek istedim.
(Avrupalıların biz de olmadığını iddia ettikleri kent, onların olsun.)

Diğer dillerde ve uluslararası bilimsel terminolojide şehir-kent gibi bir ayrım yoktur
ancak Türkçe’ de kent kelimesi ile şehir kelimesi çoğu zaman birbirinin yerine kullanılsa da aslında bir takım farklılıklara sahip olduğu görülmektedir.
Arapça “ay” anlamına gelen şehir kelimesi Farsça’dan geçerken;
“köy”, “kırsal yerleşim birimi” gibi anlamlara sahip “kent” kelimesi ise Farsça’nın bir kolu olan Soğdca’dan Türkçe ’ye geçmiştir.

Şehir kelimesi kültür ve medeniyet kavramlarını olabildiğince harmanlayan,
milletin vicdanına yansıyan ortak bir yaşama biçimini temsil ederken, kent kelimesinin ise bunları tam olarak karşılamadığını ifade etmeliyim.
Şehir kelimesinde toplumsallık, toplumsal fayda; kent kelimesindeyse bireysellik, bireysel fayda ön plandadır
ve şehir için Medine (medeniyet), kent için ise City (modernite) vurgusu daha ön plandadır.

Şehir; geleneksel bir yerleşim birimidir. Modernitenin dayattığı birey ve bireysel fayda merkezli kent ise yerleşim birimi olarak
Sanayi Devrimi’nden sonra ortaya çıkmış bir formdur, yani Rönesans ve ulus devletin yapılandırdığı bir yerleşim birimidir.
Genel olarak günümüzde geleneksel şehirlerden modern kentlere doğru bir dönüşüm görülmektedir.

Bu köşemizde şehri, şehrin dönüşümünü, dünü ve bugünüyle medeniyet eksenimizde değerlendireceğiz.
Gelecek yazı serimizde sanatın asıl amacı dünyayı güzelleştirmektir felsefesiyle değerlendirdiğimiz şehirde mekânın yönetimini ve değişimini beraber inceleyeceğiz.
İnsan onuruna yakışır, insan merkezli, insan odaklı gelişimi ve değişimimizi beraber yorumlayacağız.

Değerli görüş ve temennilerinizi yorumlar bölümü veya sosyal medya hesaplarımızdan iletirseniz daha verimli olacaktır.
 
Kitap Önerisi: İslâm’da Şehir ve Mimari / Turgut Cansever
 

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter